There Will Be Blood Hakkında
Paul Thomas Anderson'ın yönettiği 2007 yapımı 'There Will Be Blood', Amerikan sinemasının en güçlü karakter çalışmalarından biridir. Film, 20. yüzyılın başlarında Kaliforniya'da petrol arayışına giren acımasız madencisi Daniel Plainview'in (Daniel Day-Lewis) hikayesini anlatır. Plainview, servet ve güç hırsıyla yanıp tutuşan, insani bağları hiçe sayan bir anti-kahramandır. Onun bu amansız yükselişi, dini bir figür olan Eli Sunday (Paul Dano) ile olan gerilimli ve sembolik mücadelesi üzerinden şekillenir.
Daniel Day-Lewis, canlandırdığı Daniel Plainview rolüyle adeta ekrana hükmeder. 'Sütümü içiyorum' repliğiyle hafızalara kazınan bu performans, oyuncuya haklı olarak En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ını getirmiştir. Day-Lewis'in yanı sıra Paul Dano'nun ikiyüzlü vaiz Eli Sunday karakteri de filmin dramatik gerilimine büyük katkı sağlar. Anderson'ın yönetmenliği, görsel olarak muhteşem çöl manzaraları ve uzun, gerilim dolu plan sekanslarla dikkat çeker. Jonny Greenwood'ın minimalist ve rahatsız edici müzikleri ise filmin atmosferini tamamlayan en önemli unsurlardandır.
'There Will Be Blood', sadece bir petrol hikayesi değil, kapitalizmin, dinin, yalnızlığın ve insan doğasının karanlık taraflarının derinlemesine incelendiği bir başyapıttır. Amerikan Rüyası'nın altında yatan yıkıcı tutkuları ve ahlaki çöküşü gözler önüne serer. Görsel şölen sunan sinematografisi, unutulmaz oyunculuk performansları ve sarsıcı hikayesiyle izleyiciyi sarsan bu film, modern sinemanın dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. Eğer karakter odaklı, yavaş tempolu ama son derece güçlü ve etkileyici bir dram arıyorsanız, 'There Will Be Blood' kesinlikle izlemeniz gereken bir eser.
Daniel Day-Lewis, canlandırdığı Daniel Plainview rolüyle adeta ekrana hükmeder. 'Sütümü içiyorum' repliğiyle hafızalara kazınan bu performans, oyuncuya haklı olarak En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ını getirmiştir. Day-Lewis'in yanı sıra Paul Dano'nun ikiyüzlü vaiz Eli Sunday karakteri de filmin dramatik gerilimine büyük katkı sağlar. Anderson'ın yönetmenliği, görsel olarak muhteşem çöl manzaraları ve uzun, gerilim dolu plan sekanslarla dikkat çeker. Jonny Greenwood'ın minimalist ve rahatsız edici müzikleri ise filmin atmosferini tamamlayan en önemli unsurlardandır.
'There Will Be Blood', sadece bir petrol hikayesi değil, kapitalizmin, dinin, yalnızlığın ve insan doğasının karanlık taraflarının derinlemesine incelendiği bir başyapıttır. Amerikan Rüyası'nın altında yatan yıkıcı tutkuları ve ahlaki çöküşü gözler önüne serer. Görsel şölen sunan sinematografisi, unutulmaz oyunculuk performansları ve sarsıcı hikayesiyle izleyiciyi sarsan bu film, modern sinemanın dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. Eğer karakter odaklı, yavaş tempolu ama son derece güçlü ve etkileyici bir dram arıyorsanız, 'There Will Be Blood' kesinlikle izlemeniz gereken bir eser.


















