Enter the Void Hakkında
Gaspar Noé'nin 2009 yapımı sarsıcı filmi Enter the Void, izleyiciyi Tokyo'nun karanlık ve neonla aydınlanmış gece hayatına, ardından da ölümün ötesine uzanan psikedelik bir yolculuğa çıkarır. Film, bu şehirde uyuşturucu satıcılığı yapan Amerikalı Oscar'ın (Nathaniel Brown) bir polis baskınında vurularak öldürülmesiyle başlar. Ancak ölüm, hikayenin sonu değil, başlangıcıdır. Oscar'ın ruhu, bedeninden ayrılarak Tokyo üzerinde süzülmeye başlar; geçmişini, kız kardeşi Linda'yla (Paz de la Huerta) olan bağını ve trajik ölümünün yankılarını izler.
Noé, benzersiz ve çoğu zaman birinci şahıs bakış açısına yakın bir kamera kullanımıyla, izleyiciyi adeta Oscar'ın ruhunun içine yerleştirir. Bu teknik, ölüm sonrası deneyimi son derece kişisel ve yoğun bir şekilde deneyimlememizi sağlar. Görsel efektler ve hipnotik renk kullanımı, Tibet Budizmi'ndeki 'Bardo' kavramından ve DMT deneyimlerinden esinlenen bir öte-alem tasviri sunar. Film, sadece bir olay örgüsü izletmekten ziyade, tam anlamıyla bir 'deneyim' yaşatmayı hedefler.
Oyunculuklar, filmin deneysel doğası içinde gerçekçi bir dokunuş sağlar. Paz de la Huerta, kayıp ve kırılgan Linda karakterini etkileyici bir şekilde canlandırır. Enter the Void, geleneksel anlatı yapılarını reddeden, izleyiciyi görsel ve işitsel olarak sınırlara taşıyan cesur bir sinema deneyimidir. Uzun plan sekansları, titreşen müzikler ve rahatsız edici sahneleriyle unutulmaz bir iz bırakır. Sinemanın sınırlarını zorlamak isteyen, felsefi ve görsel bir şölen arayan her izleyici için mutlaka izlenmesi gereken bir başyapıttır.
Noé, benzersiz ve çoğu zaman birinci şahıs bakış açısına yakın bir kamera kullanımıyla, izleyiciyi adeta Oscar'ın ruhunun içine yerleştirir. Bu teknik, ölüm sonrası deneyimi son derece kişisel ve yoğun bir şekilde deneyimlememizi sağlar. Görsel efektler ve hipnotik renk kullanımı, Tibet Budizmi'ndeki 'Bardo' kavramından ve DMT deneyimlerinden esinlenen bir öte-alem tasviri sunar. Film, sadece bir olay örgüsü izletmekten ziyade, tam anlamıyla bir 'deneyim' yaşatmayı hedefler.
Oyunculuklar, filmin deneysel doğası içinde gerçekçi bir dokunuş sağlar. Paz de la Huerta, kayıp ve kırılgan Linda karakterini etkileyici bir şekilde canlandırır. Enter the Void, geleneksel anlatı yapılarını reddeden, izleyiciyi görsel ve işitsel olarak sınırlara taşıyan cesur bir sinema deneyimidir. Uzun plan sekansları, titreşen müzikler ve rahatsız edici sahneleriyle unutulmaz bir iz bırakır. Sinemanın sınırlarını zorlamak isteyen, felsefi ve görsel bir şölen arayan her izleyici için mutlaka izlenmesi gereken bir başyapıttır.


















